Araştırmanın Amacı ve Önemi: Halitozis, sadece biyolojik bir sorun değil, bireyin yaşam kalitesini, algısını ve sosyal iletişimini olumsuz etkileyen multidisipliner bir durumdur. Bu çalışmanın amacı; halitozisin etiyolojik faktörlerini (ağız içi ve ağız dışı), mikrobiyolojik mekanizmalarını, güncel tanı araçlarını ve tedavi yaklaşımlarını sistematik olarak değerlendirmektir. Özellikle psödohalitozis ve halitofobi gibi durumların ayırt edilerek kliniklerde gereksiz tedavi süreçlerinin önüne geçilmesi hedeflenmektedir. Gereç ve Yöntem Çalışma: PRISMA (Sistematik İncelemeler ve Meta-Analizler için Tercih Edilen Raporlama Ögeleri) yöntemine uygun olarak tasarlanmış bir sistematik derlemedir. PubMed, Scopus ve Web of Science veri tabanları; “halitosis”, “VSC”, “etiology” ve “diagnosis” gibi anahtar kelimelerle taranmıştır. Tarama sonucunda belirlenen 1.452 makaleden, dahil edilme kriterlerini karşılayan 118 çalışma bilimsel analiz için seçilmiştir. Veriler; etiyoloji, tanı, mikrobiyoloji ve tedavi temaları altında gruplandırılarak anlatımsal (betimsel) sentez yöntemiyle analiz edilmiştir. Bulgular: Etiyoloji: Vakaların %80-90’ının ağız içi kaynaklı olduğu ve en önemli faktörün dil kaplaması olduğu saptanmıştır. Ekstraoral nedenler (%10-20) arasında diyabet (aseton kokusu), böbrek yetmezliği (amonyak kokusu), karaciğer bozuklukları ve solunum yolu enfeksiyonları yer almaktadır. Tanı yöntemlerinde organoleptik ölçüm (klinisyen değerlendirmesi) düşük maliyeti ve gerçek algıyı yansıtması nedeniyle hala “altın standart” kabul edilmektedir. Ancak, objektifliği artırmak için gaz kromatografisi, yapay zeka destekli elektronik burunlar, otofloresan görüntüleme (QLF-D) ve akıllı yutulabilir kapsül sensörleri gibi yeni teknolojiler öne çıkmaktadır. Halitozisin tedavisinde mekanik dil temizliği ve plak kontrolü temel stratejidir. Kimyasal ajanlar arasında Kalay Florür (SnF2) içerikli macunların sabah ağız kokusunu azaltmada etkili olduğu gösterilmiştir. Ayrıca probiyotikler ve lazer tedavileri de potansiyel seçenekler arasındadır. Sonuç: Halitozis yönetimi, “tek faktör - tek tedavi” anlayışıyla yürütülemez; bütüncül bir strateji gerektirir. Başarılı bir klinik yönetim için standart tanı araçları, etiyolojiye yönelik mekanik ve kimyasal yöntemler ile hastanın psikososyal durumunun (anksiyete, özgüven kaybı vb.) birlikte değerlendirilmesi esastır. Tanı sürecinde anamnez, klinik muayene ve cihaz ölçümlerinden oluşan üçlü yaklaşım en güvenilir yoldur. Anahtar Kelimeler: Halitozis, uçucu sülfür bileşikleri, dil kaplanması, organoleptik değerlendirme, periodontal hastalık. JEL Kodları: I10; I12; I19
AYLIKCI et al. (Fri,) studied this question.