Bu makale Wittgenstein’ın anlamı kullanımda temellendiren yaklaşımını Irigaray’ın fallogosantrizm eleştirisiyle birlikte okuyarak dişil sentaks açısından dile içkin olan normatifliğin nasıl işlediği ve ne anlama geldiği sorularına odaklanmaktadır. Anlaşılırlığın tek tek zihin içeriklerinden değil, kural izleme pratiklerinde işleyen kamusal ölçütlerden türediği kabulünden hareket etmektedir. Bu kabul, yürürlükteki ölçütler kimi özne konumlarını konuşan ve muhatap olarak sistematik biçimde daha az tanınabilir kıldığında, “anlaşılırlık eşiği”nin semantik bir veriden çok meşruiyet sorunu hâline geldiğini göstermektedir. Dil oyunlarının normatifliği ahlaki bir buyruk olarak değil, kullanımın içkin “doğru devam ettirme” standartları olarak ele alınmakta ve bu standartların kime göre kurulduğu sorusu Irigaray’ın izomorfizm, logosantrizm ve psikanalitik özne analizleriyle birlikte tartışılmaktadır. Parler-femme, sözcük düzeyinde nötrleştirme olarak değil, hitabı ve ilişkiselliği görünür kılan, ikilikleri işlevsel olarak çaprazlayan ve bedensel-duygulanımsal deneyime gerekçe statüsü tanıyan asgari kurallar kümesi olarak yorumlanmaktadır. Mimesis ise kurumsal dilin içinden, kontrollü sapmalarla içeriden müdahaleyi mümkün kılan işletilebilir bir teknik olarak yeniden formüle edilmektedir.
Elif Duran (Sun,) studied this question.