ÖZAmaç: Yüz tonikleri, klasik büzüştürücü ve alkollü losyonlardan, cilt pH’ını dengeleyen, bariyer fonksiyonunu destekleyen ve topikal aktifler öncesi cildi hazırlayan çok işlevli dermokozmetik sistemlere dönüşmüştür. Niasinamid, seramidler ve hiyalüronik asit içeren formülasyonların, stratum corneum lipid sentezini artırarak hidrasyon ve bariyer bütünlüğünü iyileştirdiği çok sayıda çalışmada gösterilmiştir. Isparta kökenli Rosa damascena Mill. ise uçucu yağ, hidrolat ve diğer yan ürünleriyle tarım, endüstri ve tıpta çok yönlü kullanılan bir bitkidir. Hidrolatlar; feniletanol, monoterpen alkoller ve suda çözünebilen fenolik bileşikler içeren, antioksidan, yatıştırıcı ve hafif antimikrobiyal özelliklere sahip “aktif sulu fazlar” olarak önem kazanmaktadır. Ancak su aktivitesinin yüksek olması ve organik yük nedeniyle hidrolat esaslı kozmetik ürünler mikrobiyolojik açıdan kırılgan olup, çoğu zaman yüksek etanol içeriği ile stabilize edilmektedir.Yöntem: Bu çalışmada, Isparta kökenli Rosa damascena hidrolatına dayalı, alkolsüz, bariyer onarıcı ve canlandırıcı bir yüz toniği Box–Behnken deneysel tasarım yaklaşımı ile geliştirilmiş ve optimize edilmiştir. Tasarım faktörleri hidrolat oranı (%60–80), hiyalüronik asit (%0,05–0,20), niasinamid (%2–4) ve seramid kompleksi (%0,10–0,30) olarak belirlenmiştir. Hazırlanan 27 prototip formülasyon; pH, viskozite, akış davranışı, görsel/fiziksel stabilite, mikrobiyolojik yük (ISO 17516) ve koruyucu etkinlik (ISO 11930) açısından değerlendirilmiştir. Viskozite Brookfield yöntemiyle ISO 2555’e göre ölçülmüştür. Optimum formülasyon 20 yetişkin gönüllü üzerinde 28 gün boyunca; stratum corneum hidrasyonu (korneometri) ve transepidermal su kaybı (TEWL) parametreleri ile klinik olarak değerlendirilmiş, ambalaj ve kullanım koşulları ürün bütünlüğü açısından tartışılmıştır.Bulgular: Optimum formülasyonda %70 Rosa damascena hidrolatı, %0,10 hiyalüronik asit, %3 niasinamid ve %0,20 seramid kompleksi yer almıştır. Formülasyon fizyolojik aralıkta pH (5,2 ± 0,1) ve hafif jel-tonik kıvamında viskozite (600–800 cP) göstermiş; psödoplastik akış davranışı ile iyi yayılabilirlik ve yapışmayan bir cilt hissi sunmuştur. 40 °C/75% RH koşullarında 3 aylık hızlandırılmış stabilite sonucunda faz ayrılması, anlamlı renk/koku değişimi ya da kritik viskozite kaybı gözlenmemiş; değerler başlangıca göre ±%10 sınırları içinde kalmıştır. Toplam canlı sayımları ISO 17516 sınır değerlerinin altında kalmış; challenge testinde Staphylococcus aureus, Pseudomonas aeruginosa, Candida albicans ve Aspergillus brasiliensis suşlarına karşı ISO 11930 kabul kriterleri sağlanmıştır. İn vivo çalışmada 28. gün sonunda stratum corneum hidrasyonunda yaklaşık %22 ± 4 artış, TEWL değerinde ise %18 ± 3 azalma elde edilmiş; bu bulgular niasinamid ve seramid kombinasyonunun bariyer onarımındaki sinerjistik etkisi ile literatürle uyumlu bulunmuştur. Gönüllülerde klinik olarak anlamlı irritasyon veya duyarlılık gözlenmemiştir.Sonuç: Isparta kökenli Rosa damascena hidrolatı esaslı, alkolsüz ve bariyer onarıcı jel-tonik formülasyonu; uygun fizikokimyasal profil, ISO 17516 ve ISO 11930’a uyumlu mikrobiyolojik güvenlik ve cilt hidrasyonu ile bariyer fonksiyonunda klinik açıdan anlamlı iyileşme sağlamıştır. Box–Behnken tasarımına dayalı optimizasyon, hidrolat oranı ile bariyer destekleyici aktiflerin en etkin kombinasyonunu nicel olarak belirleme olanağı sunmuştur. Elde edilen bulgular, standartlaştırılmış Rosa damascena hidrolatının niasinamid, seramidler ve hiyalüronik asit ile kombine edildiğinde hassas ve bariyeri bozulmuş ciltlerin günlük bakımına uygun dermokozmetik tonikler geliştirmek için rasyonel ve etkili bir strateji sunduğunu göstermektedir.Anahtar Kelimeler: Rosa damascena, dermokozmetik formülasyon, mikrobiyolojik stabilite, ISO 11930, koruyucu etkinlik.
Ibrahim et al. (Sat,) studied this question.