Nâzım Hikmet’in otobiyografik ağırlıklı karakterli bu romanı, neden ve nasıl yaşanmalı? Sorusuna yanıt arar. Romanın isminden de anlaşıldığı gibi tam olarak hayata karşı olan duruşu anlatmaktadır. Özellikle yaşama olan tutku değerliliğimi ayrıca hayattın vermiş olduğu her türlü acıya karşın insanın umudu elden bırakmamasını aşılar. Romanda 1920'li yılların başında komünizm ideolojisiyle tanışan gençlerin heyecanını ele alır. Nâzım Hikmet’in davasını, gerçek dostluğu ayrıca insan sevgisini somutlaştıran iki temel figürde anlatır, Eserde iki temel karakter çok ağır basar özellikle Ahmet’in gözünden, yaşama tutkusunu ve devrimci idealleri odağa alan modern bir kurgudur. Ahmet ve sarsılmaz yoldaşı İsmail’in; yaşadığı baskı, işkence ve sürgünle geçen hayat hikâyelerini anlatırken, bireysel acıları toplumsal bir mücadele tarihiyle birleştirir. Ahmet entelektüel duyarlılığı, İsmail ise topumun direncini simgeler. Nâzım Hikmet aslında Ahmet ve İsmail ile olan ilişkisi üzerinden bize şunu net bir şekilde der: "Yalnız değilsin; yanında bir yoldaşın, kalbinde bir sevdan varsa yaşamak gerçekten güzeldir." Nâzım Hikmet, yapısal bir ustalıkla kurguladığı bu romanda; arkadaşlık, aşk ve hürriyet temalarını "Yaşamak güzel şey be kardeşim!" felsefesiyle bütünleştirerek okura umut aşılayan bir edebi vasiyet bırakır.
Hana Jawad (Sun,) studied this question.