Günümüzde eski yerleşim dokularının ve dönem katmanlarının kültürel zenginliği, ülkelerin gelişmişliğinin göstergesi sayılmaktadır. Sürekli gelişen teknoloji, insanların yaşam şeklini doğrudan etkilerken fiziksel çevreyi dönüştürmeyi de zorunlu kılmaktadır. Modern kentlerde değişim olağan seyrinde ilerlerken geleneksel dokuların korunduğu yerlerde çağdaş yaşam koşullarına uyumda zorluklar yaşanmaktadır. Döneminin ihtiyaçlarına göre inşa edilen geleneksel kentlerde, değişime bağlı olarak ortaya çıkan talepler, kullanıcının yapıya müdahalesini gerekli kılmıştır. Bu müdahaleler, düşük gelirli kullanıcı profilindeki kent dokusunda denetimsiz ve bilinçsizce yapılmaktadır. Oysaki geleneksel yapılara çağdaş yaşam koşullarının kullanıcının ihtiyaçları doğrultusunda kontrollü ve bilinçli olarak entegrasyonunun sağlanması, geleneksel kent dokusunun özgün değerlerinin korunması, yaşatılması ve sürdürülebilir olması açısından büyük önem taşımaktadır.Bu çalışmada geleneksel Muğla evleri ve sokak dokusu incelenmiş, konut işlevini koruyarak günümüze ulaşan İskender Alper Evi’nde tespit edilen fiziksel değişimler ışığında, geleneksel yerleşimlerin özelliklerini kaybetmeden korunmasına yönelik öneriler sunulmuştur. Geleneksel dokuyu oluşturan bütün yapıların / yapı parçalarının dokunun ayrılmaz bir parçası olduğu ancak her yapının kendine has, özgün, tek olduğu ve yapıların fiziksel olarak korunmasının ancak içinde yaşayan kullanıcıları ile birlikte mümkün olacağı vurgulanmıştır.
Karacasulu et al. (Sat,) studied this question.