Korunma ihtiyacı olan çocukların bakım tedbiri gereğince öz ailelerinden alınması üzerine yerleştirilebilecekleri bakım modellerinden biri koruyucu aile hizmetidir. Koruyucu aile hizmetinin amacı öz aile bakımından yoksun çocuğun bakımının geçici bir süreliğine yerleştirildiği aile tarafından sağlanmasıdır. Koruyucu aile idarenin gözetimi ve denetimi altında çocuğun bakımını ve yetiştirilmesini sağlamaktadır. Koruyucu aile olmak isteyenlerin öncelikle koruyucu aile statüsünü almaları gerekmektedir ve bu statü idare tarafından verilmektedir. Belli durumların tespiti halinde ise idare statüyü iptal etmektedir. Statü iptalinin sonucu, bu kişilerin yanına çocuk yerleştirilebilecek olma niteliğini kaybetmesi ve bir daha yanlarına çocuk yerleştirilmemesidir. Statüleri iptal edilenler idari yargıda iptal davası açtıklarında görevli yargı yerinin adli yargı olduğu, bunun üzerine adli yargıda dava açtıklarında ise idari yargının görevli olduğu yönünde kararlar ile karşılaşmaktadırlar. Görevli yargı yeri meselesinin yıllarca sürüncemede kaldığı davalar bulunmaktadır. Bu çalışmada, konuya ilişkin Danıştayın yaklaşımı, özellikle idari yargının genel yaklaşımını gösteren İdari Dava Daireleri Kurulunun 2015 yılında vermiş olduğu kararın gerekçeleri çerçevesinde, Uyuşmazlık Mahkemesinin 2023 ila 2025 yıllarındaki kararları da incelenerek değerlendirilmektedir. İdari yargı organları, idare tarafından tesis edilen statü iptali işleminin hüküm ve sonuçları özel hukukta doğan bir işlem olduğu gerekçesiyle statü iptaline karşı açılan davaların adli yargıda görülmesi gerektiğine karar vermektedir. İdari yargı organlarının bu yaklaşımı isabetli değildir. Koruyucu aile hizmeti, sonuçları sadece özel hukuk alanında doğmayan, kamu hukuku rejiminin ağırlıklı olduğu bir hizmettir. Ayrıca, koruyucu aile statüsünün varlığı veya iptali tek başına özel hukukta herhangi bir sonuç doğurmamaktadır. Konu öncelikle bir idare hukuku meselesidir. Koruyucu aile statüsünün iptali davalarında idari yargı yerlerinin görevli olduğunun kabulü gerekmektedir. Uyuşmazlık Mahkemesi kararları da bu yöndedir.
Memduh Cemil Şirin (Mon,) studied this question.