Bu araştırma, çalışan annelerin deneyimlediği annelik suçluluğu ile okul öncesi öğretmenlerinin bu suçluluk kaynaklı ebeveyn beklentileri karşısında üstlendikleri duygusal emeğin, erken çocukluk eğitim ortamlarında nasıl karşılıklı olarak deneyimlendiğini ve anlamlandırıldığını fenomenolojik bir yaklaşımla incelemektedir. Literatürde çoğunlukla birbirinden bağımsız ele alınan bu iki olgu, bu çalışma kapsamında okul–aile etkileşimleri bağlamında birlikte değerlendirilerek erken çocukluk eğitim kurumlarında ortaya çıkan görünmez duygusal yükler betimlenmiştir. Araştırma, ölçüt örnekleme yoluyla belirlenen toplam 30 katılımcı ile yürütülmüştür: 3–6 yaş çocuğu okul öncesi eğitime devam eden 15 çalışan anne ve en az üç yıl kıdeme sahip 15 kadın okul öncesi öğretmeni. Veriler, iki gruba ayrı ayrı hazırlanmış yarı yapılandırılmış görüşme formlarıyla Aralık 2025–Ocak 2026 döneminde yüz yüze yapılan ve ses kaydı alınan görüşmeler aracılığıyla toplanmıştır. Verilerin analizinde tematik analiz kullanılmıştır. Analizlerde iki ana tema öne çıkmıştır: (1) Annelik suçluluğunun içsel deneyimi (duygusal yük, yetersizlik algısı, telafi çabası) ve (2) suçluluğun okul ilişkilerinde dışsallaşması ve öğretmenlerin duygusal emeği (öğretmenin “yardımcı/anne vekili” olarak konumlandırılması, esneklik, iletişimle belirginleşen sınır ihlalleri, empati–kural ikilemi ve buna eşlik eden mesleki yorgunluk/tükenmişlik). Sonuç olarak çalışma, okul öncesi kurumları yalnızca pedagojik değil, aynı zamanda yoğun duygusal etkileşimlerin üretildiği toplumsal alanlar olarak yeniden düşünmeye işaret etmektedir.
Merve ŞAHİN (Tue,) studied this question.