Bu çalışma, Abdüllatif el-Bağdâdî’nin (ö. 629/1231) Fusûlün Münteze‘a adlı risalesini, İbn Sînâ (ö. 428/1037) sonrası felsefi tartışmalar bağlamında Aristotelesçi geleneğe bilinçli bir dönüş teşebbüsü olarak ele almaktadır. Bursa Hüseyin Çelebi 823 numaralı mecmuada yer alan Fusûlün Münteze‘a, onu izleyen Afrodisiaslı İskender’e (ö. III. yüzyılın ilk yarısı) ait risale ve Kitâbü’n-nasîhateyn birlikte değerlendirilerek, Bağdâdî’nin felsefi konumlanışı mecmua ölçeğinde incelenmektedir. Çalışmada, Fusûl’de ele alınan tümelin statüsü, cins-tür ilişkisi, ortak duyu, fail-fiil ilişkisi ve madde-cins ayrımı gibi meselelerin rastgele seçilmediği, aksine İbn Sînâ sonrası felsefede kavramsal gerilimin yoğunlaştığı düğüm noktalarını hedef aldığı gösterilmektedir. Bu meselelerin Aristotelesçi-İskenderci problem çerçevesi içinde ele alınması, metnin salt bir derleme değil; belirli bir felsefi hattı yeniden dolaşıma sokmayı amaçlayan programatik bir metin olduğunu ortaya koymaktadır. Çalışma ayrıca, İbn Sînâ’nın tümel, cins ve mahiyet teorilerinin Aristotelesçi geleneğin reddi değil, sistematik bir yeniden inşası olduğunu; buna karşılık Abdüllatif el-Bağdâdî’nin eleştirisinin, bu yeniden inşanın burhani yöntemin sınırlarını aşmasıyla ilgili olduğunu savunmaktadır. Bu çerçevede Fusûlün Münteze‘a, 7./13.yüzyılda Aristotelesçi mirasın sınırlarını ve meşruiyet ölçütlerini yeniden belirlemeye yönelik bilinçli bir entelektüel müdahalenin bir ifadesi olarak değerlendirilmektedir.
Enes Taş (Thu,) studied this question.
Synapse has enriched 5 closely related papers on similar clinical questions. Consider them for comparative context: