Bu makale, Rusya’nın yakın dönem dış politika uygulamalarında yansıma bulan hibrit savaş paradigmasını analiz etmektedir. Çalışma sıklıkla Gerasimov Doktrini olarak adlandırılan çerçeveye atıfla, Libya ve Ukrayna örneklerine odaklanmakta, askerî ve askerî olmayan araçların stratejik konfigürasyonunu incelemekte ve bu uygulamaların klasik devletler arası savaş anlayışından hangi yönleriyle ayrıştığını değerlendirmektedir. Her iki vakada da devlet-dışı vekil aktörlerin sistematik kullanımı, bilgi ve dezenformasyon kampanyaları, inkâr edilebilir müdahale mekanizmaları ve savaş ile barış arasındaki sınırların muğlaklaşması, Rusya’nın operasyonel yaklaşımının belirleyici unsurları olarak öne çıkmaktadır. Çalışma bu örüntüleri konvansiyonel savaş modelleriyle karşılaştırmakta ve Gerasimov Doktrini’nin tutarlı bir doktrinel dönüşümü mü temsil ettiği, yoksa evrilen Rus stratejik davranışının betimleyici bir yorumu mu olduğu sorusunu tartışmaktadır. Libya ve Ukrayna’yı karşılaştırmalı bir analitik çerçeveye yerleştirerek, Rusya’nın hibrit stratejisini önceki doktrinel geleneklerden ayıran yapısal unsurlar tespit edilmekte ve bu stratejinin çağdaş uluslararası çatışmalar açısından taşıdığı sonuçlar değerlendirilmektedir.
Çağrı Pehlivanlı (Fri,) studied this question.