Bu çalışmada, depremlerin yıkıcı etkisi sonucunda ortaya çıkan fiziksel bir mekân kaybı olarak evsizliğin gündelik hayata etkileri ele alınarak, evsizliğin fiziksel mekân yitiminin ötesinde bir arka plan yaşam biçimi olduğu iddia edilmektedir. Deprem sürecinin, deprem öncesi gündelik hayat, deprem ânı ve uzun vadeli bir etki olarak deprem sonrası şeklinde sistematize edilmesi, bu iddiayı detaylandırmaktadır. Bu paralelde, yıkıcı depremler sonrasında evsiz kalan bireylerin, deprem öncesinde de evsizlik problemi yaşadığı, bu süreçten kaynaklı bir kayıtsızlıkla deneyimi anlamlandırdığı fark edilmektedir. Araştırmada, deprem sonrası evsizlikten etkilenen ve etkilenme potansiyeli daha yüksek olan 10 katılımcı ile derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Katılımcıların söz konusu süreçlere ilişkin değerlendirmelerinde vurgulanan kodlamalarda; deprem olgusuna bakışları, depremden etkilenme potansiyeli ile temel gereksinim ve beklentilerinde evsizliği, arada kalma hâli olarak betimlemeleri dikkat çekmektedir. Görüşmeler sonucunda; katılımcıların, kendilerini düzenli hayat sürebilecekleri bir evlerinin olmaması ile sokakta yaşayamamaları arasında ifade etmesi arka plan yaşam biçimi iddiasını doğrulamaktadır. Katılımcılar bu şekilde evsizliği, kalıcılaşmış bir deneyim olarak anlamlandırmaktadır. Bu anlamda, deprem sonrası mekânsal hareketlilik katılımcılar için hem geçici hem de yerleşik bir yaşam deneyimine işaret etmektedir. Dolayısıyla katılımcılar için evsizlik, sokakta yaşamanın güvencesizliği ile evde olmanın konforu arasında, dışarıda olmayan, ama içeride de hissettirmeyen bir kırılganlık hâlini temsil etmiştir. Söz konusu durum, yalnızca deprem ânında hayatta kalma ve yaşam akışını sürdürme stratejisinin ötesinde uzun vâdeli bir savunmasızlık sürecine işaret etmiştir.
Rukiye Geçer (Tue,) studied this question.