Kentsel alanlarda yüksek gerilim iletim hatları (High-Voltage Power Lines, HVPL) tarafından üretilen aşırı düşük frekanslı elektromanyetik alanlar (Extremely Low Frequency Electromagnetic Fields, ELF-EMF), kanser, nörolojik bozukluklar ve çocuklarda bilişsel gelişim sorunlarıyla ilişkilendirilmekte ve önemli bir halk sağlığı tehdidi olarak öne çıkmaktadır. Bu nedenle ELF-EMF dağılımının güvenilir biçimde modellenmesi, kent planlama açısından kritik bir gerekliliktir. Buna karşın, dış mekânlarda ELF-EMF düzeylerinin mekânsal modellemesine yönelik çalışmalar sınırlıdır ve mevcut yöntemler heterojen mekânsal örüntüleri yakalamada yetersiz kalmaktadır. Bu çalışmanın amacı, kentsel alanlarda ELF-EMF kirliliğinin heterojen özelliklerini ortaya çıkarmak ve yapılı çevre değişkenlerini (bina ayak izleri, arazi yüksekliği ve hat bileşenleri) tahmin sürecine entegre etmek için Empirical Bayesian Kriging (EBK) tabanlı bir mekânsal model geliştirmektir. Erzurum’da yeni gelişme alanlarından geçen bir HVPL boyunca yapılan ölçümler, çalışmada referans alınan Dünya Sağlık Örgütünün (World Health Organization, WHO) ihtiyatlı eşik değeri olan 0,2 µT’ye ulaşmak için hat ekseninden ortalama 140-150 metrelik bir tampon mesafe gerektiğini; iletim direkleri çevresinde ise aynı eşik değerine 60-70 metre mesafede düşüldüğünü göstermiştir. Bu tampon mesafeler, ölçülen manyetik alan şiddetinin yatay uzaklığa bağlı olarak 0,2 µT’nin altına indiği noktalar esas alınarak hesaplanmıştır. Analizler hem doğrusal risk koridorlarını hem de EBK enterpolasyon yüzeyindeki yerel maksimum değerlerin oluşturduğu alansal risk odaklarını ortaya koymuştur. Sonuçlar, mevcut yönetmelikteki 5 metrelik yapı yaklaşma mesafesinin yetersiz olduğunu ortaya koymakta ve bilimsel temelli güvenlik koridorları oluşturulmasının gerekliliğini vurgulamaktadır. Genel olarak, ELF-EMF kirliliği sadece ölçülebilir bir çevresel parametre olarak değil, aynı zamanda sürdürülebilir kentsel gelişim, halk sağlığı ve çevresel adaleti doğrudan etkileyen stratejik bir planlama konusu olarak değerlendirilmelidir.
Cansu Güller (2026) studied this question.
Synapse has enriched 5 closely related papers on similar clinical questions. Consider them for comparative context: